Oduncunun çocukları

Oduncunun çocukları
Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, ülkenin birinde fakir bir oduncu yaşarmış. Bu oduncu, eşi ve iki çocuğu, mutluluk içinde yaşıyorlarmış.
Ama bu mutlulluk uzun sürmemiş. Oduncunun eşi ölmüş. Oduncu ve çocukları çok üzülmüşler. Zavallı oduncu çocuklarına anneleri gibi bakamıyormuş. Çocuklara annelik yapsın diye, başka bir kadınla evlenmiş. Kadın çok huysuzmuş. Oduncu onun her istediğini yerine getirmeye başlamış. O yıl ülkede kuraklık olmuş. Pek çok aile ülkeyi terk etmiş. Oduncu yoksul olduğu için ülkede kalmış. Kilerdeki yiyecekler azalmış. Oduncunun karısı dır dır etmeye başlamış. Bir akşam yattıktan sonra kadın aklından geçenleri oduncuya anlatmış: "kilerde kalan yiyecekler ancak ikimize yeter. Dördümüze yetmez. Açlıktan hepimiz ölürüz. Çocukları ormana götürüp orada bırakalım." demiş. Oduncunun oğlu uyanıkmış bu konuşmayı duymuş. Odunca karısına önce karşı çıkmış. Ama sonra kabul etmek zorunda kalmış. Oğlan sessizce kız kardeşine gitmiş duyduklarını anlatmış. Kız ağlamış: " Neyapacağız şimdi?" diye sormuş. Kardeşi onu yatıştırmış. " Sen merak etme " demiş ve hiç ses çıkarmadan bahçeye çıkmış. Cebine beyez çakıl taşları doldurmuş. Sabah olmuş. Üvey anne: "haydi kalkın artık. Babanızla odun kesmeye gideceğiz." demiş. Çocuklar kalkmışlar. Ellerini, yüzlerini yıkamışlar. Üvey annne kahvaltı yerine, çocukların ellerine birer haşlanmış patates vermiş. Hep beraber ormanın yolunu tutmuşlar. Oğlan akşam topladığı çakıl taşlarını yollar tek tek atmış. Yolları böylece işaretlemiş. Üvey annesi ve babası bunu fark etmemiş. Ormana girmişler. Üvey anne: "Biz ilerde odun toplayacağız. Sonra geleceğiz. Siz burada bekleyin." demiş. Çocuklar babalarına bakmışlaar. Babalarıda çocuklarına... Ama üvey enneleri babalarının kolundan tutmuş ve onu götürmüş. Çocuklar belki gelir diye, babalarını boş yere beklemişler. Hava iyice kararmış. Çocuklar korkmuşlar. Ay ışığında parıldayan çakıl taşlaarını izleyerek korka korka evlerine dönmüşler. Evin kapısını çekine çekine çalmışlar. Oduncu kapıyı açmış. Çocukları görünce çok sevinmiş. Onları kucaklamış. Üvey annesi ise öfkelenmiş: "Size orada bekleyin demedim mi?" kız korkmuş. Oğlan ürkmüş. O gece üvey anne tekrar konuşmuş."Çocukları kesinlikle ormanda bırakmalıyız. Yoksa açlıktan öleceğiz." demiş. Çocuklar gene çok korkmuşlar. Üvey anne kapı ve pencereleri kilitlediği için çakıl taşıda toplayamamışlar. Ertesi sabah oğlan kilere inmiş. Ceblerine mısır doldurmuş. Bukezde, Yoları mısır taneleri ile işaretlemiş.....(devamı için kırtasiyeden oduncunun çocukları adlı kitabı alıp okuyorsunuz)

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !